SU PERİLERİ İLE PAMUKLAR İÇİNDE! - PAMUKKALE TRAVERTENLERİ VE HİERAPOLİS ANTİK KENTİ

Ağustos 13, 2017


Pamukkale Travertenleri
Antalya tatilimizden dönerken son kalan günümüzü planladığımız Pamukkale Travertenlerini görmeye ayırmak istedik. Pamukkale'ye gelmişken Hierapolis Antik Kentini de ziyaret etmeden olmazdı. İyi ki de buraya gelmişiz dedik doğrusu çok kültürel bir tur yapmış olduk. Travertenlerin etkileyici ve büyüleyici manzarası bizi bizden aldı diyebilirim. Akdeniz'den Ege'ye doğru birbirine uzak olduğunu sandığımız Antalya ve Denizli meğer ne kadar da yakınmış.(Antalya - Denizli arası 200km kadar) 

Denizli Pamukkale Travertenleri
Yolculuğumuzun sonlarına doğru Denizli'ye yaklaştığımız sırada hava birden karardı ve şiddetli bir sağanak başladı. Bu sebepten o gün planladığımız Pamukkale gezimizi ertelemek zorunda kaldık. O günü Denizli'de gezdikten sonra otelimize doğru yola koyulduk. Ertesi gün ise erkenden kalkıp Pamukkale'ye doğru yola koyulduk. Yolculuğumuz sırasında Antalya'dan birçok tur otobüsünün buraya turist getirdiğini gördük. Erken gelmemiz sakin ve keyifli bir gezi yapmamızı sağladı. Yol üzerindeki yönergelerden anladığımız kadarıyla Kuzey ve Güney olmak üzere 2 kapıdan hem travertenlere hem Hierapolis Antik Kentine giriş olduğunu anladık. Güney kapısından girerseniz kentin içine ve travertenlere daha yakın bir konuma ulaşıyorsunuz. Fakat Kuzey kapısından giriş yaparsanız biraz eğimli ve uzun bir yol sizi bekliyor.

Hierapolis Antik Kent Güney Kapısı
Girişteki gişeden biletlerimizi 35 lira vererek aldık. Müze Kartı olanlar ücretsiz girebiliyor. Turnikelerden geçince orada sizden çok önce farklı kültürlere sahip birçok insanın olduğunu bilmek ve onların yonttuğu taşlarla inşa ettiği harika eserleri görmek çok ilginç. Biraz yürüdükten sonra sol tarafınızda Travertenleri görüyorsunuz. Sağ tarafınızda ise Hierapolis'in inanılmaz eserleri sizi bekliyor olacaklar. Travertenlerin önceden yeterince değerinin anlaşılmaması üzerine yazılan bir sürü yazı olduğundan bu konudan bahsetmeyeceğim. Bunun yerine güvenlik önlemlerinden bahsedeyim. Oldukça iyi korunan tüm güvenlik çalışanlarının yeterli özeni gösterdiklerini gözlerimle gördüm. Pamukkale Travertenlerinin dünyada başka bir eşi yok, UNESCO koruması altında. Bu nedenle birçok ülkeden çok fazla turist ağırlıyor. Travertenlerdeki su 36 derecelik kaplıca suları ve içlerindeki tortu ise yüksek oranda kalsiyum hidro karbonat, bu da zamanla travertenleri oluşturuyor.



Travertenlere girmek isteyenler merdivenlere geldiğinde terlik, ayakkabılarını çıkarıp ayrılmış yerlerden travertenlere girebiliyor. (Bu arada yanınızda ayakkabı yada terlikleriniz yanınıza alabileceğiniz bir torba bulundurmayı unutmayın.) İlk bakışta yerler kaygan gibi görünse de beyaz alanlar kaygan değil ama kahverengi hafif yosunlanmış alanlar elbette hafif kaygan. Ama inanın o karbonat tortusuna bastığınızda bütün elektriğiniz gidiyor. Pozitif bir enerjiyle doluyorsunuz. İnsana inanılmaz bir huzur veriyor. Burada fotoğraflar çekip, biraz dolaştıktan sonra geldiğimiz yola çıktık.

Hierapolis Antik Havuz

Hierapolis Antik Havuz

Geldiğimiz yola döndüğümüzde sağımızda kalan alanda kocaman Antique Pool yazan yere doğru kalabalık ile beraber yürüdük. Burası büyük bir depremle olaşan yarığa kaplıca sularının dolmasıyla oluşan bir havuz. Yani açık havada kaplıcada havuz keyfi yaşıyorsunuz. Bunun için öncelikle 32 liralık bilet almanız gerekiyor.

Pamukkale Hierapolis Antik Havuz

Girişteki gişe etrafında soluklanacağınız harişka bir kafe ve hediyelik eşyalar alabileceğiniz güzel şeyler bulunan bir mağaza da var. Havuzun girilmeyen bir bölümü var kaynak buradan geliyormuş. Ve burada borularla gelen 2 tulumba yapmışlar yani havuzdan değil kaynaktan geliyor, isterseniz bu sudan alıp götürebilirsiniz. Suyun birçok hastalığa faydası bulunuyor.

Hierapolis Antik Havuz Dilek Parası

Hierapolis Antik Kenti

Hierapolis Antik Kent
Denizli'ye 18 km uzaklıktaki kentin bahsettiğim gibi Kuzey ve Güney olarak 2 kapısı var. Hiera ismi Amazonlar kraliçesinden geliyor. Dünya Kültür Mirası Listesi'nde bulunan Hierapolis NAtik kenti arkeoloji litarütüründe "Holy City" yani "Kutsal Kent" olarak adlandırılması, birçok tapınak ve dinsel yapının varlığından kaynaklanmış olması yanısıra bu isim içinden termal suların ve kendisine yaklaşan canlıların ölümüne neden olan karbondioksitin çıktığı bir mağaranın mevcudiyetinden geliyor. Ayrıca kent ile ilgili birçok efsaneden birisi de su perileri olan Nimphe'lerin buradaki kaplıca suyuna kazandırdıkları şifa.

1838 - Hierapolis Antik Kenti

Hierapolis Antik Tiyatro

Hierapolis Antik Tiyatro

Antik havuzdan çıkıp daha yukarıya doğru yürüdüğünüzde Hierapolis Antik Tiyatroya ulaşıyorsunuz ama eğimli uzun bir yol var. Tiyatrodaki sütunların arası heykellerle süslenmiş ve tiyatrodadaki kabartmalı frizlerde, Apollon ve Artemis’in doğuşu, dini ayin sahneler, Dionysos, Satyr ve Menad’lardan oluşan eğlence sahneleri, Marsyas ve Apollon arasında geçen müzik yarışması, tanrılar ile devler arasındaki savaşlar, yer altı tanrısı Hades’in tanrıça Persephone’yi yer altına kaçırması gibi mitolojik konular ile Hierapolis kenti için yapılan sportif yarış sahneleri, arşitravın kral kapısı üstünde İmparator Septimus Severus’un taç giyme merasimi gibi olaylar betimlenmiş. Kabartmalar, stillerinden değişik dönemlerde farklı ustaların yaptıkları anlaşılıyor. Uzmanlar sahne binasının kabartmalı frizlerle süslenmesi bakımından tiyatroyu Perge, Side ve Nyssa tiyatrolarıyla benzerlik gösterdiğini söylüyor.

2012 - Hierapolis Antik Kenti

Ploutonium Kutsal Alanı

Hierapolis Antik Kenti içerisinde birçok arkeloji kazılarıyla Ploutonium Kutsal Alanı yani Cehennem Kapısı ve antik dünyada ölüler ülkesine geçiş kapısı olarak kabul edilen mağaranın girişi ortaya çıkarılmış. İnanışa göre ölümden sonra gidilen ve dönüşü olmayan bir ülkeye giriş sağlayan bu kapıya o zamanlar boğalar getirilir ve kandiller yakılırmış. Boğalar gazdan zehirlenip ölür kandiller sönermiş. Böylece kurbanları kabul olurmuş. Kendisine yaklaşan canlıların ölümüne neden olan karbondioksitin çıktığı bu mağaranın , Tanrı Plouton (Hades) ve eşi Persophone’nin hüküm sürdüğü yeraltı dünyasının girişi olarak kabul edilmiş. Mağara etrafına, Antik Dönem’de büyük bir turistik ziyaret mekanı olan ve M.Ö I. yüzyıl ve M.S III. yüzyıl arasında inşa edilmiş olan kutsal alanın ziyaretçileri arasında, en ünlüleri olarak Cicero, İmparator Hadrian ve Caracalla, Filozof Damascius bulunmaktadır. Ziyaretçiler mağaranın içine kuşları bırakmakta ve bunlar hemen gazdan zehirlenerek ölürlerdi. Bu alan Apollon Tapınağının altında bulunuyor.

Cehennem Kapısı

Aziz Plilippus Şehitliği

Hierapolis hem Pagan dönemlerinde hem de Hristiyanlık döneminde kutsal kent sayılmış.  M.S 80 yıllarında Hierapolis’e Hristiyanlığı yaymaya gelen ve Hz. İsa’nın 12 havarisinden biri olan Aziz Philippus’un burada çarmıha gerilerek öldürülmesi sebebiyle hem kutsal kent olmayı sürdürmüş. Ayrıca  M.S 4. yüzyılda Hristiyanlık resmi din olduktan sonra Aziz Plilippus adına öldürüldüğü yerde bir şehitlik yapılmıştır.

Hierapolis Arkeoloji Müzesi Büyük Hamam

Bahsettiğim Antik havudan çıkınca solunudaki kalan müze aslında Büyük Hamam olarak kullanılmış. Bugün müze olarak kullanılan mekan antik çağda hypokaust sistemi ile ısıtılmaktaydı. Hipokaust, Romalıların MS. 1. yüzyılda kurdukları merkezi ısıtma sistemidir. Bu sistem bir yapının zeminine inşa edilen bir fırınla işlemekteydi. Fırının ürettiği sıcak hava sütunlardan oluşmuş "hipokaust" adlı kanallardan geçiyor ve buradan da bir bacayla evin duvarlarına veriliyordu. Yani o zamanlar yerden ısıtma varmış. BU inanılmaz şeyi aşağıdaki fotoğraftan görebilirsiniz.


Hipokaust Sistemi
Oluşan depremlerden sonra kaynaktan çıkan sular vadiye akmadan önce hala bu hamamın yıkıntıları üzerinden geçiyormuş. Akan suyun kalker oluşturması bugün orijinal tabani 4 metre kalker altında kalmış ik mekanda kalker oluşumu bırakılmış ama diğerleri onarılmış. Türkiye Kültür Bakanlığı, Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafindan, mekanların orijinal tabanını bulmak üzere kazı ve onarım çalışmaları devam ediyormuş.

Ülkemizin dünyada eşi olmayan bu güzelliğiyle ilgili ayrıntılardan arkadaşlarınızın da haberdar olması için paylaşmayı unutmayın... 

BUNLARI DA BEĞENEBİLİRSİNİZ...

3 yorum

  1. Ne kadar şanslıyız ki böyle değerlere sahip bir ülkede yaşıyoruz:) teşekkürler paylaşım için

    YanıtlaSil
  2. Pamukkale ve Hierapolis'ı gezecekler için rehber niteliğinde bir yazı, kaleminize sağlık.
    Pamukkale'deki o çamurun içine bende girmek deneyimlemek isterdim. Bir gün kısmet olur inşallah. :)

    YanıtlaSil
  3. Giriş ücretleri ne kadar pahalı. Tek başına neyse de. Dört kişilik bir aile için epey yüksek giriş fiyatları... Kaleminize sağlık... Sevgiler...

    YanıtlaSil

Her türlü görüşünüzü beklerim...

© Sağ Tıklama Engeli